
İÇİNDEKİLER DEĞİL İÇİMDEKİLER

Tüm internet kitap satış sitelerinde..
Od Kitap Yayınevi Linki;
https://odkitap.com/icindekiler-degil-icimdekiler-beril-erten
DNR Kitap Satış Linki


Genç yazar Beril Erten, hayatın en saf ve derin yanlarını keşfetmeye çıktığı yolculuğunu satırlara döküyor. Çocukluğundan beri not edilen düşünceleri ve gözlemleriyle, yaşamın karmaşık sokaklarında kendi yolunu arayan bir kalbin hikâyesi…
‘İçindekiler Değil İçimdekiler’, klasik bir kitap değil; bir çocuğun gözünden yetişkinlerin dünyasına bakış, pastörize edilmiş sevgilere itiraz, hayatın teatral yanına getirilen yeni bir yorum… Erten, çocuksu bir masumiyetle ama felsefi bir derinlikle, modern dünyanın yapaylığını sorguluyor.
Her biri özenle seçilmiş başlıklarla örülmüş bu eser, okuyucusunu kendi içindeki çocukla yüzleşmeye ve hayatın özüne dair yeni sorular sormaya davet ediyor. Kimi zaman bir masalın içinden, kimi zaman gündelik hayatın ortasından seslenen yazar, içimizdeki hakikati arıyor.
Edebiyat ve felsefenin kesiştiği bu samimi yolculukta, kendinizi bazen bir oyun masasında, bazen bir tiyatro sahnesinde, bazen de bir çocuğun düş bahçesinde bulacaksınız.”
İnsan ruhunun derinliklerine inen bu etkileyici ilk kitap, genç yazarın iç dünyasından süzülen özgün düşünceleri ve duygu yüklü gözlemleri bir araya getiriyor.
KIRMIZI ETEKLİ KIZ
Bir gün çocuklar okula gelmiş, sıralarına oturmuş ve öğretmenlerini beklemeye başlamışlardı. Dakikalar geçmiş, saatler ilerlemiş ama öğretmen bir türlü gelmemişti. İçlerinden biri pencereye bakıp fısıldadı:
“Bir terslik var.”
Tam o sırada sınıfın kapısı yavaşça açıldı.
Çocuklar heyecanla ayağa kalktı.
“Öğretmen geldi!”
Fakat içeri giren biri değildi. Sanki görünmeyen bir şey sınıfa adım atmıştı.
“Öğretmeniniz bugün gelmeyecek,” dedi ses.
“Peki yerine kim geldi?” diye sordular.
Ses cevap verdi:
“Ben. Adım Hayat.”
Çocuklar şaşkınlıkla birbirlerine baktılar. Böyle bir öğretmenin adını daha önce hiç duymamışlardı.
Hayat öğretmen, çocuklardan isimlerini söylemelerini istedi.
Birisi:
“Ben Dünya’yım, durmadan dönüyorum.”
Bir başkası:
“Ben Güneş’im.”
Hayat öğretmen gülümsedi.
“Benden çok şey öğreneceksiniz.”
Ertesi gün yine geldi. Fakat diğer öğretmenlere hiç benzemiyordu. Ders anlatmıyor, kitap açtırmıyordu.
Bir sabah sınıfa girer girmez:
“Defterlerinizi kapatın,” dedi.
Çocuklar şaşırdı.
“Ama ders işlemeyecek miyiz?”
Hayat öğretmen pencereye baktı.
“Ben bütün kitaplardan daha eskiyim. Yazılan her şeyi zaten biliyorum. Üstelik onları size yaşatacak olan da benim.”
Sınıfta sessizlik oldu.
Sonra çocukları okuldan çıkardı ve bir lunaparka götürdü.
“Dönme dolaba binebilirsiniz,” dedi.
“İsterseniz en korkulu trene de.”
Çocuklar eğlenirken Hayat öğretmen onları izliyordu. Çünkü bazı dersler sıralarda değil, kalbin attığı yerlerde öğreniliyordu.
Başka bir gün onları tiyatroya götürdü.
Perde açıldı.
Sahnedeki insanlar ağlıyor, gülüyor, kaybediyor, kazanıyordu.
Hayat öğretmen ise perdenin arkasında bir gölge gibi durmuştu.
“Hayat da buna benzer,” dedi.
“Herkes bir rol oynar. Fakat hiçbir oyuncu sahnede sonsuza kadar kalamaz.”
Günler geçtikçe çocuklar ona alıştı.
Bir gün küçük bir kız çocuğu elini kaldırdı.
“Neden adınız Hayat?”
Hayat öğretmen uzun süre sustu.
Sonra cevap verdi:
“Çünkü insanlar bana her gün aynı soruyu sorar. Yaşam nedir? Ben de o sorunun kendisiyim.”
Bir gün onları yıldızların arasına götürdü. Güneş’i gösterdi, uzak gezegenleri anlattı. Fakat bazı çocuklar yine de ona inanmadı.
Belki de Hayat’ın en büyük sırrı buydu.
İnsanlar onu yaşarken göremiyor, ancak geriye dönüp baktıklarında fark ediyorlardı.
Son ders günü geldiğinde Hayat öğretmen çocuklara baktı.
“Rolünüzden sıkılırsanız bana dönebilirsiniz,” dedi.
“Ama unutmayın; bazen siz hayattan sıkılmazsınız, hayat sizden sıkılır ve sahneye yeni oyuncular çağırır.”
Çocuklar başlarını eğdi.
O sırada uzaktan bir tren sesi duyuldu.
Sanki bütün duygular o trene binmiş, bilinmeyen yerlere doğru gidiyordu.
Hayat öğretmen yavaşça gülümsedi.
Ve tam o anda çocuklar bir gerçeği fark etti:
Belki de Hayat öğretmen diye biri hiç yoktu.
Belki de o, herkesin içinde konuşan görünmez bir sesti.
Belki de bütün dersler, insanın kendi kalbinde saklıydı.


